Site icon Boşanma Avukatı

Muris Muvazaası Tapu İptal Tescil Davası

1. Hukuk Dairesi 2004/716 E., 2004/1392 K.

Muris Muvazaası

Evlatlık Alt soyu

Tapu İptal ve Tescil

 “ÖZET”

1-        EVLATLIK VE ALT SOYU, EVLAT EDİNENE KAN HISMI GİBİ MİRASÇI OLACAĞINDAN EVLATLIĞIN DAHA ÖNCE ÖLMÜŞ OLMASI ONUN FÜRUĞLARININ EVLAT EDİNENE MİRASÇI OLMASINA ENGEL TEŞKİL ETMEZ. 2- KÖK MURİSİN YASAL MİRASÇISI KONUMUNDA BULUNAN, EVLATLIĞIN MİRASÇISI OLAN DAVACININ DAVADA SIFATI BULUNDUĞU TARTIŞMASIZDIR.

“İçtihat Metni”

Taraflar arasında görülen dâvada;

Davacı, miras bırakanı Fatma’nın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla 431 ada 111 parsel sayılı taşınmazda bulunan paylarını davalılara satış suretiyle devrettiğini, gerçek değer İle satış değeri arasında fark olduğunu ileri sürüp, muvazaa nedeniyle tapu kayıtlarının iptaline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, miras bırakanın evlatlığının çocuğu olan davacının dava açma sıfatı olmadığını, taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldıklarını belirtip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, evlat edinenden önce ölen evlatlığının mirasçılarının evlat edinenin mirasçısı olamayacağı, bu nedenle davacının dava açma hak ve sıfatı bulunmadığı, hatalı olarak alınan mirasçılık belgesinin hukuki İşlevi bulunmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakiminin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

Dava, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali isteğinde ilişkindir.

Mahkemece, davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; miras bırakan Fatma’nın davaya konu 431 ada 111 parsel sayılı taşımazdaki paylarını 13.11.1992, 9.3.1993, 20.10.1994 tarihli akitlerle davalılar Reyhan ve Ayşe’ye temlik ettiği görülmektedir.

Davacı, miras bırakanın evlatlığının füruudur. Kök miras bırakan 24.4.2000 tarihinde, evlatlığı Hüseyin Cahit ise, 17.11.1994 tarihinde kendisinden önce ölmüştür. Medeni Kanununun 500. maddesi gereğince, evlatlık ve alt soyu evlat edinene kan hısmı gibi mirasçı olacağından evlatlığın daha önce ölmüş olması onun füruğlarının evlat edinenin mirasçısı olmasına engel teşkil etmez.

Öyleyse, kök miras bırakanın yasal mirasçısı konumunda bulunan davacının davada sıfatı bulunduğu tartışmasızdır.

Hal böyle olunca, davada sıfatın varlığı gözetilerek işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenle HUMK.’nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.2.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Originally posted 2013-06-14 12:34:38.

Exit mobile version